- Mesaj
- 480
Kimya’nın atası simyadır. Simyadan kimya bilimine geçiş süresi oldukça ilginçtir. Simyacılar ilk çağda ölümsüzlük iksirini bulmak, bütün hastalıkları yok etmek için çalışmışlardır. Simyacılar çalışmalarını bilimsel yöntemlerle yapamadıkları için simya bir bilim, simyacılar ise bilim insanı olarak kabul edilmemiştir. Kimyanın sembolik dili de, bu dönemde gelişmemiştir.
Simyacılar bilimsel basamakları kullanamasalar da mayalama, damıtma, kristalleştirme, çözme, süzme, özütleme gibi yöntemleri kullanmışlardır. Metal, ilaç, cam ve boya gibi üretimler yapmış ayrıca, eritme, ısıtma, damıtma gibi işlemleri keşfetmişlerdir.
Kimya, simya döneminden gelmiştir. Simyacılar o dönemde pek çok şey bulup üretseler de maalesef bu bilgiler günümüze kadar gelmemiştir.
Kimyanın sembolik dili denildiğinde ise elementler akla gelmektedir. Ayrıca çevremizde bulunan katı, sıvı ve gaz halindeki maddeler kimya konusunda maddenin halleri olarak yer almaktadır.
Atom maddelerin yapı taşlarını oluşturur. Bazı maddelerde atomlar tek çeşittir, bazı maddelerde ise bir den fazla atom bulunmaktadır. Yapısında sadece tek çeşit atom bulunuyorsa bu maddelere “Element” denilir. Altın, gümüş, bakır gibi elementler bunlardan bazılarıdır.
Elementler aynı proton sayısına ve tek tür atomlara sahiptir. Demir, kurşun gibi elementler saftır.
Tuzlu su örneği gibi, içinde tuz eritilmiş suya bakıldığında tek madde olarak görülmektedir. Bu maddeye homojen madde denilir.
Yoğurdu sulandırarak ayran yapılıp bir süre bekletildikten sonra dibe çöken yoğurt ile üstte kalan suyu görmek ise hetolojen maddeye örnek olarak verilebilir.
Elementler sembollerle ifade edilir. Genel anlamda düşünüldüğünde farklı semboller ile elementleri tanımlamak dünya genelindeki bilimsel çalışmaları olumsuz etkileyeceğinden tüm ülkeler elementlerin kısaltılmış hallerini kullanmaktadırlar.
Örneğin; Au (ALTIN), Fe (Demir), Na (Sodyum), 0 (Oksijen), C (Karbon) vb. gibi element tablosunda belirlenmiştir.
Simyacılar bilimsel basamakları kullanamasalar da mayalama, damıtma, kristalleştirme, çözme, süzme, özütleme gibi yöntemleri kullanmışlardır. Metal, ilaç, cam ve boya gibi üretimler yapmış ayrıca, eritme, ısıtma, damıtma gibi işlemleri keşfetmişlerdir.
Kimya, simya döneminden gelmiştir. Simyacılar o dönemde pek çok şey bulup üretseler de maalesef bu bilgiler günümüze kadar gelmemiştir.
Kimyanın sembolik dili denildiğinde ise elementler akla gelmektedir. Ayrıca çevremizde bulunan katı, sıvı ve gaz halindeki maddeler kimya konusunda maddenin halleri olarak yer almaktadır.
Atom maddelerin yapı taşlarını oluşturur. Bazı maddelerde atomlar tek çeşittir, bazı maddelerde ise bir den fazla atom bulunmaktadır. Yapısında sadece tek çeşit atom bulunuyorsa bu maddelere “Element” denilir. Altın, gümüş, bakır gibi elementler bunlardan bazılarıdır.
Kimyanın Sembolik Dilinin Kimya Bilimi Açısından Önemini Açıklayınız
Kimya dili zaman içinde oluşmuştur ve böylece kimya çalışmaları daha anlaşılır biçimde çalışmaları kolaylaştırmıştır. Yani maddeyi tanımak, etkileşim oluşturarak yeni maddeler bulmak ve tüm bu işlemleri analiz ederek çalışmak daha da kolaylaşmıştır. Elementler ve bileşikler saf maddelerdir.Elementler aynı proton sayısına ve tek tür atomlara sahiptir. Demir, kurşun gibi elementler saftır.
Tuzlu su örneği gibi, içinde tuz eritilmiş suya bakıldığında tek madde olarak görülmektedir. Bu maddeye homojen madde denilir.
Yoğurdu sulandırarak ayran yapılıp bir süre bekletildikten sonra dibe çöken yoğurt ile üstte kalan suyu görmek ise hetolojen maddeye örnek olarak verilebilir.
Elementler sembollerle ifade edilir. Genel anlamda düşünüldüğünde farklı semboller ile elementleri tanımlamak dünya genelindeki bilimsel çalışmaları olumsuz etkileyeceğinden tüm ülkeler elementlerin kısaltılmış hallerini kullanmaktadırlar.
Örneğin; Au (ALTIN), Fe (Demir), Na (Sodyum), 0 (Oksijen), C (Karbon) vb. gibi element tablosunda belirlenmiştir.